Güzel ahlak hataları eritir. Suyun buzu erittiği gibi. Fena ahlak ta ameli bozar. Sirkenin balı bozduğu gibi

Show posts

This section allows you to view all posts made by this member. Note that you can only see posts made in areas you currently have access to.

Messages - Ali

1


Fıkhi hükmü ister vacip, ister sünnet olsun; kurban ibadeti belirli şartları taşıyan hayvanların usulüne uygun olarak kesilmesiyle yerine getirilir. Kurban bedelini yoksullara ya da yardım kuruluşlarına vermek suretiyle, kurban ibadeti ifa edilmiş olmaz. Şüphesiz Allah Teâlâ nın rızasını kazanmak niyetiyle, fakir ve muhtaçlara yardım etmek, iyilik ve ihsanda bulunmak da Müslüman ın önemli vazifelerinden biridir. Ancak, bu iki ibadetten birini diğerinin alternatifi olarak algılamak dini açıdan doğru değildir.

Nitekim Peygamber (a.s.) efendimiz de, kurban meşru kılındıktan sonra her yıl bizzat kurban kesmek sureti ile bu ibadeti yerine getirmiştir. (Buhârî, "Hacc", 117, 119; Müslim, "Edâhî", 17).

Hz. Peygambere (s.a.v.) kurban bayramında, Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğunu, kurbanın kesilir kesilmez Allah katında makbul olacağını ve kurban edilen hayvanın her bir parçasının kişinin hayır hanesine kaydedileceğini ifade etmiştir. (Tirmizî, "Edâhî", 1; İbn Mâce, "Edâhî", 3).
2
Kurban keserken abdestli olmak şart mıdır?

Kurban kesen kişinin abdestli olması şart olmamakla birlikte, kurban bir ibadet olduğu için kesenin abdestli olması daha faziletlidir.
3


Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli ve eziyet verilmemelidir. Hayvanlar ehil kişiler tarafından kesilmeli ve kesim işlemi süratli bir şekilde yerine getirilmelidir. Ayrıca, çevre temizliği için gerekli tedbirler alınmalıdır. Hayvanların, birbirlerinin kesimini görecek şekilde yan yana bulundurulmamalarına özen gösterilmelidir.
4


İster kurban niyetiyle olsun ister başka bir amaçla olsun hayvan kesilirken besmele çekilmesi gerekir. Hayvanın kesimi esnasında besmele kasten terk edilirse o hayvanın eti yenilmez. Ancak kasıtsız ve unutularak besmele çekilmezse bu hayvanın eti yenilir.

Kurban kesilirken üç defa  "Bismillahi Allahü ekber" denilir ve şu ayetler okunur:

 

Ù,ُÙ,,Ù' اِنَÙ' صَÙ,,َات۪ي وَنُسُك۪ي ÙˆÙŽÙ...ÙŽØ­Ù'يَايَ ÙˆÙŽÙ...ÙŽÙ...َات۪ي Ù,,ِÙ,,Ù'ٰهِ رَبِÙ' اÙ,,Ù'عَاÙ,,ÙŽÙ...۪ينَۙ  Ù,,َا شَر۪يكَ Ù,,َهُۚ وَبِذٰÙ,,ِكَ اُÙ...ِرÙ'تُ وَاَنَا۬ اَوَÙ'Ù,,ُ اÙ,,Ù'Ù...ُسÙ'Ù,,ِÙ...۪ينَ       

Okunuşu: Kul inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillahi Rabbi l-Âlemîn lâ şerîke leh. Ve bi zalike umirtü ve ene evvelü'l müslimîn. (En am 6/ 162-163)

 

اِنÙ'ÛªÙŠ وَجَÙ'Ù‡Ù'تُ وَجÙ'هِيَ Ù,,ِÙ,,ÙŽÙ'Ø°ÛªÙŠ فَطَرَ اÙ,,سَÙ'Ù...ٰوَاتِ وَاÙ,,Ù'اَرÙ'ضَ حَن۪يفًا ÙˆÙŽÙ...ÙŽØ¢ اَنَا۬ Ù...ِنَ اÙ,,Ù'Ù...ُشÙ'رِك۪ينَۚ
 


(En am 6/ 79)(Okunuşu: İnnî veccehtü vechiye lillezî fatare s-semâvâti ve l-arda hanîfen ve mâ ene min el-müşrikîn.)
5


Kurban edilecek hayvanın, sağlıklı, azaları tam ve besili olması, hem ibadet açısından, hem de sağlık bakımından önem arz eder. Bu nedenle, kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün, bir veya iki gözü kör, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırık, dili, kuyruğu, kulakları ve memesi kesik, dişlerinin tamamı veya çoğu dökük hayvanlardan kurban olmaz. Ancak, hayvanın doğuştan boynuzsuz olması, şaşı, topal, hafif hasta, bir kulağı delik veya yırtılmış olması, kurban edilmesine mani teşkil etmez.
6

Kurban; koyun, keçi, sığır, manda ve deveden olur. Bunların dışındaki hayvanlar kurban olarak kesilemezler. Bu hayvanların  kurban olarak kesilebilmesi için, koyun ve keçinin bir,  sığır ve mandanın iki, devenin ise  beş yaşını doldurmuş olması gerekir.

Ancak, 6 ayını tamamlayan koyun bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olması halinde kurban edilebilir.
7
Kurban / Kurban ne zaman kesilir?
11 Eyl 2015 21:08


Kurban, kurban bayramının ilk üç gününde kesilir. Kurban kesim vakti, Bayram namazı kılınan yerlerde, bayram namazı kılındıktan sonra, bayram namazı kılınmayan yerlerde ise sabah namazı vakti girdikten sonra başlar. Bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar devam eder. Bu süre içinde gece ve gündüz kurban kesilebilir. Ancak kurbanların gündüzleri kesilmesi uygundur. Bayramın birinci günü kesmek daha faziletlidir.

Şafii mezhebine göre ise kurban bayramın  dördüncü günü de kesilebilir.
8


Kurban ibadetinin  asıl amacı Allah ın rızasını kazanmak ve O na yakınlaşmayı arzu etmektir. Kurban kesen, bu ibadetiyle Allah a yaklaşmış ve O nun hoşnutluğunu kazanmış olur. Kurban, aynı zamanda bir sosyal yardımlaşma ve dayanışma örneğidir. Kesilen kurbanlardan maddi olarak daha çok yoksullar yararlanır. Görüldüğü gibi bu ibadetin ruhunda Hakka yakınlık ve halka fedakârlıkta bulunma anlayışı vardır. Kurban; -fıkhi hükmü ne olursa olsun- Müslüman toplumların simgesi  ve şiarı sayılan ibadetlerden biri olarak asırlardan beri dini hayatımızda önemli bir yer tutmaktadır. Kurban, bir Müslüman ın bütün varlığını gerektiğinde Allah yolunda feda etmeye hazır olduğunun sembolik bir ifadesidir.

İslam Dini; ferdi, ruhi-derûni hikmetlere ve insanî erdemlere ulaştırmayı öngörürken; toplumlar için, birleştirici ve bütünleştirici bazı emir ve uygulamalar da getirmiştir. İslam dininin bu üstün özelliği, zekât, hac ve kurban gibi sosyal boyutlu malî ibadetlerde, daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Bu ibadetler başlangıçtan bütün Müslüman toplumlarda, genel esasları ve özü hiç bir değişikliğe ve müdahaleye uğramadan  devam etmiş ve yeni nesillere intikal ettirilmiştir.
9

Genel anlamda kurbanın bir ibadet olduğuna dair Kur an-ı Kerim de birçok ayet yer almaktadır. Hz.İbrahim in oğlu Hz.İsmail in yerine, Allâh tarafından bir kurbanın verildiği açıkça bildirilmektedir. (Saffat 37/107)

Ayrıca aşağıdaki ayetler de genel anlamda kurban ibadeti ile ilgilidir:

- "Her ümmet için, Allah ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık…" (Hacc 22/34)

- "... kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allâh ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin."(Hacc 22/28)

 "Kurbanlık büyükbaş hayvanları da sizin için Allâh ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken kurban edeceğinizde üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yeyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik." "Onların etleri ve kanları asla Allah'a ulaşmaz. Allah'a ulaşacak olan ancak, sizin takvanız (O nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadet) dir." (Hac 22/36;37)

Bu ayetlerde zikredilen hayvan kesiminin ibadet amaçlı birer uygulama olduğu açıktır. Bu amaçla kesilen hayvanların, et ve kanlarının Allah a ulaşamayacağının, asıl olanın ihlâs ve takva olduğunun vurgulanması kurban kesmenin ibadet olduğunun açık göstergesidir.
10
Sözlük olarak Allah a yaklaşmak anlamına gelir. Dinimizde ise Allah a yakınlaşmak ve O nun rızasını kazanmak için kesilen belli nitelikteki hayvana denir. Kur anı Kerim de;
"Rabbin için kurban kes" (Kevser 2) ayetiyle kurbanın vacip olduğu belirtilmiştir.

Kurban, Kurban bayramının ilk üç gününde kesilir. Birinci gün kesmek müstehaptır. Kurbanı parasal durumu iyi olan müslümanlar keser. Kurban, deve sığır, koyun ve keçiden kesilir. Devenin en az beş, sığırın iki, koyun ve keçinin bir yaşında olması gerekir. Tavuk, horoz ve ördek gibi hayvanlardan kurban olmaz. Kurban kesilecek hayvanın özürlü ve zayıf olmaması gerekir. Koyun ve keçi bir kişi tarafından kesilmekle birlikte deve ve sığır cinsinden olan hayvanlar yedi kişiye kadar ortaklaşa kesilebilir.

Kurbanın eti genellikle üç parçaya ayrılır; Bir payı Kurban kesen kişi ve ailesi tüketir. Bir pay fakir ve yoksullara, diğer bölüm ise dost ve akrabalara dağıtılır. Kurbanın derisi evde kullanılacağı gibi yoksul ve hayır kurumlarına verilebilir. Fakat parayla satılmaz.
Bir işin olması veya bir dileğin gerçekleşmesi halinde kesilmek üzere adanan kurbana "adak kurbanı" denir. Örneğin bir kimse ‘şu işim olursa ya da şu sıkıntıdan kurtulursam bir kurban keseceğim  diye bir adakta bulunur da o işi olunca vaya o sıkıntısından kurtulunca adağını yerine getirmesi gerekir.

Adak kurbanının etinden, adayan kimseler yiyemezler. Adak kurbanını kesen kimsenin anası, babası, ninesi, dedesi, çocukları ve torunları da yiyemez. Bu adak kurbanlarının etinin tamamı fakir ve yoksullara dağıtılır. (Dr. Mustafa Akman -dinibil.com)

Allah'ın dışında başka biri adına kurban kesilemez. Bir kurbanı türbe yakınında bulunan kesimhanede kesmekle başka bir yerde kesmek arasında fark yoktur. Bununla birlikte türbede yatan şahıs adına, ondan birşeyler umarak kesilirse, kesilen kurban ziyan olur. Onun eti yenmez ve kurbanı kesen kişi sevap değil günah kazanmış olur. (A.K.)
11
Namaz / Abdest Nasıl Alınır ?
11 Eyl 2015 21:04
Abdest sırasıyla aşağıdaki gibi alınır:

1- Abdest almaya başlarken "Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya" diye niyet edilir,

2 - Euzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim denir,

3- Üç kez eller bileklere kadar yıkanır, (Bir elin parmakları diğer elin parmakları arasına geçirilerek hilallenir)

4- Sağ el ile ağıza üç kere su verilerek ağız yıkanır,

5- Sağ el ile buruna üç kere su verip, sol el ile sümkürülür,

6- Avuçlara su alıp, alından çene altına, şakaklara kadar üç kez yüz yıkanır,

7- Sol el ile sağ kol dirsek ile beraber üç kez yıkanır,

8- Sağ el ile sol kol dirsek ile beraber üç kez yıkanır,

9- Her iki kol yıkandıktan sonra, eller tekrar yıkanır ve başın dörtte biri mesh edilir, (başın üst kısmına ıslak elle dokunulur)

10- Daha sonra sağ ve sol elin şehadet parmakları ile iki kulağın deliklerine su verirken baş parmaklar ile kulakların arkası mesh edilir,

11- Ellerin dış yüzü ile ense mesh edilir,

12- Sol elin küçük parmağı ile, sağ ayağın küçük parmağından başlayarak, ayak parmaklarının arasını hilallemek suretiyle, topuklarla birlikte, sağ ayak üç kez yıkanır,

13- Sol ayağı üç kez yıkarken, ayak parmaklarının arasını küçük parmağı ile bu sefer baş parmaktan başlayarak, küçük parmağa doğru, ayak parmaklarının arasını hilallemek suretiyle topuk ile birlikte yıkanır.
12
Ka'de-i ahîre: Namazın içindeki farzlardan olan ka'de-i ahire son oturuş demektir. Namazın sonunda "Ettehiyyâtü" duasını okuyacak kadar oturmaktır.

Ka'de-i ahîre "son oturuş" demektir. Namazın sonunda bir süre (teşehhüt miktarı) oturup beklemek namazın rükünlerindendir. İki rek`atlık namazlardaki oturuş, daha önce oturuş bulunmadığı için son oturuş sayılır.

Son oturuştaki süre Hanefîler'e göre "teşehhüt" miktarıdır. Teşehhüt miktarı ise, "Tahiyyât" duasını okuyacak kadar bir süredir. Şâfiî ve Hanbelîler'de ise farz olan oturuş süresi teşehhüt miktarına ilâveten bir de Hz. Peygamber'e salavat getirilebilecek ("Allahümme salli alâ Muhammed" diyecek) kadardır. Mâlikî mezhebine göre farz olan, hiç değilse selâm vermeye elverişli bir süre oturmaktır.

Namaz ibadetinin ana çatısını oluşturan şartlar ve rükünler bunlar olmakla birlikte, yukarıda da belirttiğimiz gibi, ta'dîl-i erkân ve namazdan kendi fiili ile çıkmak da fakihlerin bir kısmına veya çoğunluğuna göre namazın farz veya vâcipleri arasında sayılır. Bu sebeple bu iki kavram hakkında burada bilgi verilmesi yerinde olur. (diyanet)
13
Namaz / Namazın Farzları - Secde
11 Eyl 2015 21:01
Secde: Namazın içindeki farzlardan olan secde rükûdan sonra ayak, diz ve ellerimizle beraber alnımızı ve burnumuzu yere koyarak kapanmaktır.

Secde sözlükte "itaat, teslimiyet ve tevazu içinde eğilmek, yere kapanmak, yüzü yere sürmek" anlamına gelir. Namazın her rek`atında belirli uzuvları yere veya yere bitişik bir mahalle koyarak iki defa yere kapanmak namazın rükünlerindendir. Hz. Peygamber'in uygulamasına en uygun secde yüz, eller, dizler ve ayak parmaklarının üzerine olmak üzere yedi uzuv üzerinde yapılanıdır. Bununla birlikte bunlardan bir kısmı ile yetinildiğinde secdenin geçerli olup olmayacağı konusunda mezhepler arasında farklılıklar vardır. Hanefî mezhebinde farz olan, alnın ve ayakların hiç değilse bir ayağın yere dayanmasıdır. Burnun konması vâcip, ellerin ve dizlerin konması ise sünnettir. Tercih edilen görüşe göre, bir ayağın sadece bir parmağını veya sadece üstünü yere koymak yeterli değildir. Yine bir mazeret (özür) yokken alnı yere değdirmeden sadece burun üzerine secde yeterli olmaz.

Hanefîler'den Züfer ile Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde, yedi uzvun (eller, ayaklar, dizler ve yüz) her birinin bir kısmının yere değdirilmesi farzdır. Şâfiîler'e göre avuç içlerinin ve ayak parmaklarının alt taraflarının yere gelmesi gerekir. Mâlikî mezhebinde farz olan, secdenin alnın bir kısmı üzerinde yapılmasıdır. Özür sebebiyle bunu yapamayan ima ile secde eder. Sadece burnun üzerine secde edilmesi yeterli değildir.

Secdede ve iki secde arasında bir miktar beklemek (tume'nîne), rükûdaki tume'nînenin hükmüyle aynıdır. (diyanet)
14
Namaz / Namazın Farzları - Rükû
11 Eyl 2015 21:01
Rükû: Namazın içindeki farzlardan olan rükû namazda kıraatten sonra elleri dizlere koyarak eğilmek demektir.

Rükû sözlükte "eğilmek" anlamına gelir. Namazın ana unsurlarından olan rükû, eller dizlere erecek şekilde öne doğru eğilmek demektir. Hz. Peygamber'in uygulamasına en uygun rükû şekli, sırt ve baş düz bir satıh oluşturacak biçimde eğilmektir.

Tarif edilen bu rükû duruşunda bir müddet beklemek (tuma'nîne) ve yine rükûdan doğrulup, secdeye varmadan önce uzuvları sakin oluncaya değin bir süre kıyam vaziyetinde beklemek (kavme) ta`dîl-i erkânın birer parçası olduğundan, Ebû Yûsuf'a ve Hanefî mezhebi dışındaki üç mezhebe göre tuma'nîne ve kavme farzdır. Ebû Hanîfe ve Muhammed'e göre ise vâciptir. Bu tume'nîne ve kavme süresinin asgari ölçüsü "sübhânellâhi'l-azîm" diyecek kadar durmaktır. (diyanet)
15
Namaz / Namazın Farzları - Kıraat
11 Eyl 2015 21:00
Kıraat: Namazın içindeki farzlardan olan kıraat namazda, Kur'an-ı Kerimden sure veya ayet okumaktır.

Sözlükte "okumak" anlamına gelen kıraat, "Kur'an Kerim okumak" demektir. Namazda bir miktar Kur'an okumak gerekir. Namazda Kur'an, kıyam halinde iken yani ayakta dururken okunur. Namazda okunması gereken asgari miktar, kısa üç âyet veya buna denk bir uzun âyettir. Namazın asıl iskeletini oluşturan ve biçimini veren kıyam, rükû ve secde gibi rükünlere nisbetle kıraat, namazın zâit rüknü olarak kabul edilir. Bu yüzden, kıyam, rükû, secde ve son oturuş, gerek cemaatle namaz kılarken gerekse tek başına namaz kılarken terkedilmediği halde, kıraat, imama uyan kişiden düşer.

Kıraat nâfile namazların, vitir namazının ve iki rek`atlı namazların bütün rek`atlarında, dört veya üç rek`atlı farz namazların ise herhangi iki rek`atında olması farzdır. Kıraatin ilk iki rek`atta olması ise vâciptir. İkinci rek`attan sonraki rek`at veya rek`atlarda Fâtiha sûresini okumak Hanefî imamlardan yapılan bir rivayete göre vâcip, diğer bir rivayete göre ise sünnettir.

Hanefîler'in farz namazların ilk iki rek`atı dışında Fâtiha sûresinin okunmasını sünnet kabul etmeleri, farz namazları iki rek`at esası üzerine değerlendirmelerinin bir sonucudur. Seferde dört rekatlı namazların kısaltılıp iki rek`at olarak kılınması gerektiğindeki ısrarlarının da bu noktayla ilgisi vardır.

Kıraat konusundaki bu kurallar, Hanefî mezhebinde, imam olan için ve tek başına kılan için söz konusudur. İmama uyan kişinin kıraat yükümlülüğü yoktur; kılınan namaz açıktan (cehrî, âşikâre) okunan namaz ise imamı dinler, değilse susar.

Diğer üç mezhepte ise kıraatin asgari miktarı her rek`atta Fâtiha sûresinin okunmasıdır. İlk iki rek`atta Fâtiha'dan sonra Kur'an'dan bir sûre veya birkaç âyet daha okumak (zamm-ı sûre) sünnettir. Bu mezheplerde kıraat, imam ve yalnız başına kılan için olduğu gibi imama uyan için de geçerlidir. Şu var ki imama uyan kişi, sessiz namazda Fâtiha'yı ve ardından eklenecek bir sûreyi, sesli namazda ise Şâfiîler'e göre sadece Fâtiha'yı okur; Mâlikî ve Hanbelîler'e göre bir şey okumayıp sadece dinler. Ahmed b. Hanbel'e göre, tercihen hem dinlemeli, hem de imam ara verdiğinde okumalıdır.

Besmele Şâfiî mezhebine göre Fâtiha sûresinden bir âyet olduğu için, besmelenin okunması da kıraat vecîbesinin bir parçasıdır, yani namazın farzlarındandır. (diyanet)
MENU ×