Güzel ahlak hataları eritir. Suyun buzu erittiği gibi. Fena ahlak ta ameli bozar. Sirkenin balı bozduğu gibi

Show posts

This section allows you to view all posts made by this member. Note that you can only see posts made in areas you currently have access to.

Messages - Hizmetci

16
Ebû Hüreyre radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Kim, helâl kazancından bir hurma kadar sadaka verirse, - ki Allah, helâlden başkasını kabul etmez - Allah o sadakayı kabul eder. Sonra onu dağ gibi oluncaya kadar, herhangi birinizin tayını büyüttüğü gibi, sahibi adına ihtimamla büyütür."

(Buhârî, Zekât 8; Tevhîd 23; Müslim, Zekât 63, 64)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Allah Teâlâ ancak helâl maldan verilen sadakaları kabul buyurur.

2. Helâl maldan verilen sadakalar miktar ve değer olarak bir hurma kadar az ve küçük de olsa makbuldür.

3. Allah Teâlâ kabul buyurduğu bir sadakayı, kendi ikram ve ihsanı ile tahmin ve tasavvur edilemeyecek ölçüde büyütür.

4. Verilen sadakanın küçüklüğüne - büyüklüğüne, azlığına çokluğuna değil, helâl yoldan kazanılmış olmasına dikkat etmek lâzımdır.

(Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük)
17
Ebû Mûsâ el-Eş arî radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Eş arîler, gazâda azıkları tükenmeye yüz tuttuğu veya Medine de ailelerinin yiyeceği azaldığı zaman, yanlarında ne varsa getirip bir yaygıya dökerler. Sonra bunu bir kapla aralarında eşit olarak paylaşırlar. İşte bu sebeple Eş arîler bendendir, ben de onlardanım."

(Buhârî, Şirket 1; Müslim, Fezâilü s-sahâbe 167)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Yolculukta veya diğer zamanlarda yiyecek sıkıntısı çekildiğinde yardımlaşmak ve elindekini olmayanlara vermek güzel bir harekettir.

2. İnsanların sıkıntısını gidermek için fedakârlık etmek ve kendisinden önce başkalarını düşünmek, Allah ı ve Peygamber ini memnun eder.

3. Eş arîler, Resûlullah  sallallahu aleyhi ve sellem in takdirini kazanmış değerli mü minlerdir.

(Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük)
18
Ebû Hüreyre radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"İki kişinin yiyeceği üç kişiye,
üç kişinin yiyeceği de dört kişiye yeter."

(Buhârî, Et ıme 11; Müslim, Eşribe 178.)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Sofraya tek tek değil, birlikte oturup bir arada yendiği takdirde yemek bereketlenir.

2. İnsan karnını tıka basa doyurmamalı, ihtiyacından fazlasını fakirlere vermelidir.

3. Yanında az bir yiyecek bulunan kimse, bu kime yeter diye düşünmemelidir. Zira o azıcık yemek, bazan insanları zor duruma düşmekten kurtarır.

(Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük)
19
Câbir radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem den
bir şey istendiği zaman asla "yok" demezdi.

(Buhârî, Edeb 39; Müslim, Fezâil 56)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Hz. Peygamber çok cömertti.

2. Kendisinden bir şey istenilince,  varsa verir, yoksa "yok" demez, sükût ederdi.

(Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük)
20
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:

"Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem in ailesi, onun vefât ettiği ana kadar, iki gün arka arkaya arpa ekmeğiyle karnını doyurmadı."

(Buhârî, Eymân 22; Müslim, Zühd 22)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Peygamberimiz, hayatının hiçbir safhasında lüks ve zenginlik içinde yaşamamıştır.

2. Peygamberimiz, açlık ve tokluk arasında orta halli bir hayat sürmüştür.

3. Fakirliğe sabır, zenginliğe şükür mü minler için bir görevdir.

4. İnsan ne kadar zengin de olsa lüks ve israfa yönelmemelidir.

(Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük)
21
İbrahim İbni Abdurrahman İbni Avf dan rivayet edildiğine göre, oruçlu olduğu bir gün Abdurrahman İbni Avf radıyallahu anh ın önüne (mükellef bir iftar) sofrası getirdiler. O (sofraya şöyle bir baktı ve sonra) şunları söyledi:

Mus ab İbni Umeyr Uhud Savaşı nda şehit edildi. O benden daha iyi idi. Ama kefen olarak bir kaftandan başka bir şeyi yoktu. Onunla da başı örtülse ayakları, ayakları örtülse başı açıkta kalıyordu. Sonra dünyalık olarak her şey önümüze kondu -ya da dünyalık olarak her şey bize verildi- (Şimdi bunca nimetler önüme getiriliyor). İyiliklerimizin karşılığı dünyada peşin verilmiş olmasın! Bundan endişelenmekteyiz, deyip ağlamaya başladı. Hatta iftar yemeğini de yemedi, terketti.

(Buhârî, Cenâiz 27, Meğazî 26)

 
 
Hadisten Öğrendiklerimiz:
1. Eldeki nimeti takdir için geçmişi unutmamak gerekir.
2. Kazanılan başarı ve nimetlerin birer peşin ödül olup olmadıklarını merak etmek ve ona göre davranmak gerekir.
3. Abdurrahman İbni Avf, mütevâzi bir sahâbî idi.
(Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük)
22
İbni Abbas radıyallahu anhümâ, "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem i şöyle buyururken işittim" demiştir:

"Hangi müslümanın cenâzesinde Allah a şirk koşmamış kırk kişi hazır bulunup namazını kılarsa, Allah, onların ölü hakkındaki şefaatini mutlaka kabul eder."

(Müslim, Cenâiz 59)

 
Açıklamalar:

Kadın olsun erkek olsun müslümanlar için ümitli olmayı gerektiren bir çok müjdeli haberden biri de  bu hadîs-i şerîftir. Cenâze namazına iştirak edecek kırk kişilik bir müslüman grubunun şehâdet ve şefaatları Allah tarafından kabul edilmek suretiyle her müslümanın affedilme şansı bulunmaktadır. Hadiste geçen kırk rakamı vazgeçilmez bir sayıyı göstermemektedir. Zira bir başka hadiste (Müslim, Cenâiz 58) yüz kişi denilirken, diğer bir rivâyette de üç saflık bir cemaatin bulunması yeterli görülmektedir.

Öte yandan müslümanların yoğun olmadığı belde ve yörelerde hiç şüphesiz daha az sayıda müslümanın şehâdet ve şefaatı da geçerli olacaktır. Bu duruma göre önemli olan sayı değil, cenâze namazına iştirak edecek olanların "Allah a şirk koşmamış" hâlis müslümanlar olmasıdır. Belki kelime-i şehâdeti ya da Fâtiha yı okumasını bile bilmeyen kalabalık yığınların, cenâze namazı kılınırken kıyıda köşede bekleşmek suretiyle  katıldığı nice cenâzeler vardır. Yine sessiz sakin üç-beş Allah kulunun taşıyıp defnettiği cenâzeler vardır.

Burada bizi ilgilendiren hadisteki ümit unsurudur.  O da, her müslümanın ölümünde, arkasından kendisi için af dileyecek iyi müslümanların bulunması halinde, onların dualarını Allah ın kabul edeceği gerçeğidir. İyi insanları dost edinmenin, bir mü mine sağlayacağı bu imkân küçük görülmemelidir.
 

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Allah Teâlâ kullarının dua ve niyâzlarını kabul eder.

2. Ölmüş bir müslüman hakkında yapılacak dualar makbüldür, onun bağışlanmasına vesile olur.

3. Arkasında kendisine dua edecek dostları olan kimselerin, "bağışlanma ümidi içinde olmaları" pek tabiîdir.

(Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük)
23
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Sûr sahibi boruyu ağzına koymuş, ne zaman üflemekle emrolunursa hemen üfleyeceği ânın iznini bekleyip durmakta iken ben nasıl sevinebilirim?"
Bu haber, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem in ashabına ağır geldi.
Bunun üzerine Resûlullah:
"Hasbünallah ve ni me l-vekîl: Allah bize yeter, o ne güzel vekildir, deyiniz" buyurdu.

(Tirmizî, Kıyamet 8; Tefsîru sûre 39)

 

Açıklama: Hadisimizde sûr sahibi diye ifade edilen dört büyük melekten biri olan İsrâfil aleyhisselâm dır.

Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Kıyametin kopması sûr ile bildirilecektir. Sûra üfürecek melek İsrâfil olup dört büyük melekten biridir.

2. Kıyamet günü dehşetli bir gündür.

3. Kıyamete hazırlıklı olmak gerekir. Bu hazırlık, iyi ve güzel ameller işlemek, kötülüklerden uzak durmak, böylece Allah ın rızâsını kazanmakla mümkün olur.

4. Zorluk, güçlük, sıkıntı ve korku zamanlarında Allah a dua etmek, peygamberlerin yoludur.

(Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük)
24
Ebû Kerîme Mikdâd İbni Ma dîkerib radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Din kardeşini seven kişi, ona sevdiğini bildirsin!"

(Ebû Dâvûd, Edeb 113 ; Tirmizî, Zühd 54)
 

Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Hz. Peygamber mü minlerin birbirlerini Allah rızâsı için sevmelerini istemektedir.

2. Birbirlerini seven mü minlerin bu sevgilerini açıklamaları Hz. Peygamber in tavsiyesidir.

3. Aslında İslâm toplumu, birbirlerini Allah rızâsı için seven mü minler toplumudur.

(Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük)
25
Ebû Hüreyre radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Hiç şüphesiz Allah Teâlâ kıyâmet günü:
"Nerede benim rızâm için birbirlerini sevenler?  Gölgemden başka gölgenin bulunmadığı bugün onları, kendi arşımın gölgesinde gölgelendireceğim" buyurur.

(Müslim, Birr 37)


 

Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Gerçek anlamda Allah a gölge izâfe etmek câiz değildir.

2. Kıyametin dehşetli havasından kurtulmanın yolu, sevdiğini Allah için sevmektir.

3. Dünyada Allah rızâsı için birbirini sevenler âhirette rızâ-ı ilâhîye kavuşmak suretiyle sevineceklerdir.

(Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük)
26
Enes İbni Mâlik radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Üç özellik vardır; bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar:
• Allah ve Resûlünü, (bu ikisinden başka) herkesten fazla sevmek.
• Sevdiğini Allah için sevmek.
• Allah kendisini küfür bataklığından kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek."

(Buhârî, ÃŽmân 9, 14, İkrah 1, Edeb 42; Müslim, ÃŽmân 67)

 

Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. İmanın tadını çıkarabilmek için Allah ve Resûlünü herşeyden fazla sevmek, sevdiklerini Allah için sevmek, imandan sonra küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi kötü görmek ve böylesi bir bilinç içinde olmak gerekmektedir.

2. Bir kimseyi Allah için sevmek demek, sevdiğine karşı iyilikle artmayan kötülükle eksilmeyen bir sevgi duymak demektir.

3. Küfre dönmesi için karşılaştığı baskılara ölüm pahasına da olsa sabreden kimse, böyle davranmayandan daha üstündür.

(Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük)
27
Enes İbni Mâlik radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Allah Teâlâ, yaşından ötürü bir ihtiyara saygı gösteren gence, yaşlılığında hizmet edecek kimseler lutfeder."

(Tirmizî, Birr 75)

 

Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Büyüklere ve yaşlılara saygı göstermek gençlerin ahlâkî görevidir.

2. Yaşlıya gösterilecek saygının karşılığı, yaşlılıkta saygı ve hizmet görmektir.

3. Toplum huzuru ancak fertler ve nesiller arası ilişkilerin düzeltilmesiyle sağlanabilir.

4.  Büyüklerine saygı göstermeyenler, küçüklerinden saygı ve hizmet göremezler.

5. Her davranışın olumlu-olumsuz mutlaka bir sonucu ve bedeli vardır.

(Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük)
28
Abdullah İbni Abbas radıyallahu anhümâ dan rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Cebrâil aleyhisselâm a:

â€" "Bizi daha sık ziyaret etmeni engelleyen nedir?" diye sordu.  Bunun üzerine:
â€" "Biz ancak senin Rabbinin emriyle ineriz; önümüzde, arkamızda ve bunların arasında ne varsa hepsi Rabbinindir" (Meryem 19/64) âyeti indi.

(Buhârî, Tefsîru sûre (19), 2)

 

Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Hz. Peygamber Cebrâil aleyhisselâm ile daha çok beraber olmayı arzu ederdi.

2. Fazilet ve hayır sahipleriyle beraber olmayı istemek ve buna gayret göstermek sünnet-i seniyye gereğidir.

3. Melekler de ilâhî iradeye bağlıdırlar. Allah ın emir ve müsaadesi çerçevesinde hareket ederler.

(Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük)
29
Ebû Said el-Hudrî radıyallahu anh den Nebî sallallahu aleyhi ve sellem in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

"Mü minden başkasını dost tutma,
yemeğini müttakîlerden başkasına tattırma!"

(Ebû Dâvûd, Edeb 16; Tirmizî, Zühd 56)

 

Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Müslüman, müslümanla oturup kalkmalıdır. Çünkü müslümanın gerçek dostu yine müslümandır.

2. Özel ikramlarda dindar olan insanları tercih etmek, toplumda bu tür insanların artmasını teşvik etmek demektir.

3. İyi ve fazilet sahibi olanlar ile beraber olmak için davet ve ziyâfetler de birer vesiledir. Yani gerektiğinde iyilerle beraber olabilmek için davet bile verilmelidir.

(Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük)
30
Aleyküm Selam abi Hoşgeldiniz.Acizane nacizane hadis ve sohbetlerin paylaşıldığı bir hizmet diyelim.Birilerine faydalı olabiliyorsak yeter bize.
MENU ×