Güzel ahlak hataları eritir. Suyun buzu erittiği gibi. Fena ahlak ta ameli bozar. Sirkenin balı bozduğu gibi

Show posts

This section allows you to view all posts made by this member. Note that you can only see posts made in areas you currently have access to.

Messages - Hizmetci

556
İbni Mes ûd radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre,
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Hesap gününde cehennem getirilir. Cehennemin yetmiş bin dizgini ve her bir dizgini çeken yetmiş bin de melek vardır."

(Müslim, Cennet 29)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Cehennem yaratılmış olup halen mevcuttur.

2. Hesap gününde cennet de cehennem de hazır bulunacaktır.
557
Ebû Zer radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Allah-u Teâlâ nın şöyle buyurduğunu haber vermiştir:

"Kim bir hayır işlerse, ona onun on misli vardır veya daha da artırırım. Kim bir kötülük işlerse, ona da onun misli vardır. Ya da tamamen affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım; kim bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak varırım. Kim bana hiçbir şeyi ortak koşmamak şartıyla dünya dolusu günahla gelirse, ben kendisini o kadar mağfiretle karşılarım."

(Müslim, Zikir 22)


 
Açıklama:  Karış, arşın ve kulaç gibi mesâfe ve uzaklık ölçülerini zikretmekten  maksat, Allah Teâlâ nın, kulların güzel gayretlerine sür atle mukâbele edeceğini ve ibadetlerini kat kat sevapla karşılayacağını anlatmaktır. Allah ın kuluna süratle karşılık vereceğini, rahmetinin pek geniş olduğunu mecâzen ifade etmektir. Yoksa bu mesâfelerin Allah için düşünülmesi mümkün değildir.

Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Allah-u Teâlâ yapılan ibadet ve iyiliklere on katı ya da daha fazlasıyla, kötülüklere ise misliyle karşılık verir.

2. Şirk koşmadığı sürece, kulun ne kadar günahı olursa olsun Allah ın rahmetinden ümit kesmemesi gerekir. Zira Allah Teâlâ kulunu bir o kadar af ve mağfiretle karşılayacaktır.

3. Allah, kullarının ümitlerini boşa çıkarmaz.
558
Câbir İbni Abdullah radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Vefâtından üç gün önce Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem i şöyle buyururken dinledim:
"Her biriniz (başka şekilde değil) ancak Allah a hüsn-ü zan ederek ölsün."

(Müslim, Cennet 81,82)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Mü min Allah a karşı hüsn-ü zan beslemelidir. Özellikle ölümünün yaklaştığı zaman bu duygusu daha yoğun olmalıdır.

2. Allah, kendisinden af ve rahmet ümit eden kullarını mahrum ve mahcup etmez.

3. Hayatın sonunda hüsn-ü zanna sahip olabilmek için önceden güzel işler yapmaya bakmak, güzellikler içinde iken ölümü karşılamaya çalışmak gerekir.

4. Sağlıkta korku ve güzel ameller, hastalık ve ölüm anında da ümit ve hüsn-ü zan kuvvetli olmalıdır.
559
Ebû Hüreyre radıyallahu anh den rivâyet edildiğine göre
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Eğer mü min, Allah ın azabının nitelik ve niceliğini bilseydi, cennet ümidine kapılmazdı. Kâfir de Allah ın rahmetinin nitelik ve niceliğini tam olarak kavrayabilseydi, O nun cennetinden asla ümidini kesmezdi".

(Müslim, Tevbe 23)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Allah-u Teâlâ nın sonsuz  bir rahmeti ve  büyük bir azâbı vardır.

2. Bazan cemâl bazan celâl sıfatlarını düşünerek Allah-u Teâlâ ya karşı son derece saygılı ve korkulu, ama aynı zamanda büyük bir ümitle dolu olmak gerekir.

3. Sıhhat halinde korku ve ümit birbirine denk, hastalık halinde ise ümit daha fazla olmalıdır.

4. İyi bir müslüman hayatı, ancak korku ile ümit arasında (beyne l-havf ve r-recâ) yaşanandır.

5. Korkusuzluk da ümitsizlik de insanı imandan mahrum bırakır.
560
Enes İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir benzerini daha önce asla duymadığım pek etkili bir hitâbede bulundu ve şöyle buyurdu:

"Eğer siz, benim bildiklerimi bilseydiniz, mutlaka az güler, çok ağlardınız."

Enes, bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem in ashâbı, yüzlerini kapatıp hıçkıra hıçkıra ağladılar, demiştir.

(Buhârî, Küsûf 2, Tefsîru sûre (5), 12, Nikâh 107, Rikak 27, Eymân 3; Müslim, Salât 112, Küsûf 1, Fezâil 134.)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Hz. Peygamber, müslümanların sahip olmadığı pek farklı bilgilere ve özelliklere sahiptir.

2. Az gülüp çok ağlamak, bilinç ve bilgi yoğunluğundan ileri gelir.

3. Allah korkusundan ağlamak, Hz. Peygamber in tavsiye ettiği bir fazilettir.
561
Ebû Abdurrahman  Zeyd İbni Hâlid el-Cühenî  radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem  şöyle buyurdu:

"Kim Allah yolunda cihada gidecek bir gaziyi techiz eder, cihad için gerekli olan ihtiyaçlarını karşılarsa, âdeta cihada gitmiş gibi sevab kazanır. Cihada giden gazinin arkada bıraktığı ailesine güzelce bakıp onların ihtiyaçlarını karşılayan kimse de sanki cihad yapmış gibi sevap kazanır."

(Buhârî, Cihâd 38; Müslim, İmâre 135-136)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Cihada giden bir müslümana yardımcı olmak, onun cihadda ihtiyaç duyacağı malzemeleri temin etmek, cihada katılmış gibi sevaptır.
2. Cepheye cihada giden bir gazinin geride kalan aile fertlerine yardımcı olmak ve ihtiyaçlarını gidermek, cihad sevabı kazanmaya vesile olur.
3. Fiilen yapılan cihadın sevabı başka bir amelle kıyaslanmayacak kadar üstündür.
562
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem minbere oturmuş biz de onun etrafına oturmuştuk. Resûlullah şöyle buyurdu:

"Benden sonra size dünya nimetlerinin ve zînetlerinin açılmasından ve onlara gönlünüzü kaptırmanızdan korkuyorum."

(Buhârî, Zekât 47, Cihâd 37; Müslim, Zekât 121-123)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Bir âlim, mürşid ve vâiz konuşurken, onun çevresinde toplanıp saygıyla dinlemeli ve istifade etmelidir.
2. Dünya malına, mülküne ve zenginliğine Allah ı unutturacak derecede düşkünlük göstermemek ve bunlara bağlanıp kalmamak, ahireti bir an bile akıldan çıkarmamak gerekir.
563
Ebû Ümâme radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre,
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Ey âdemoğlu! İhtiyacından fazla olan malını sadaka vermen senin için hayırlıdır. Eğer vermeyip elinde tutarsan, senin için kötüdür. Yeterli miktarda mala sahip olmaktan dolayı Allah katında sorumlu tutulmazsın. Harcamaya, bakmakla yükümlü olduklarından başla."

(Tirmizî, Zekât 32)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Malının ve servetinin ihtiyaçtan fazla olanını infâk etmek en büyük hayırlardandır.
2. Mal ve serveti elde tutup hakkını vermemek ve cimrilik göstermek haram ve günahtır.
3. Kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda malı biriktirip elde tutmak câizdir.
4. Harcamaya ve infâka önce bakmakla yükümlü olduğu aile çevresinden başlamak gerekir. Çünkü onların nafakasını temin etmek kişinin üzerine farzdır. İhtiyaç sahibi olan başka fakirlere bakmak ise bazı kere farz-ı kifâye, genel olarak da sünnettir.
564
Ebû Hüreyre radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Gerçek zenginlik, mal çokluğu değil, gönül tokluğudur."

(Buhârî, Rikak 15; Müslim, Zekât 130)

 
Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Asıl zenginlik göz ve gönül tokluğudur. Mal çokluğuna aldanmamak ona gerçek zenginlikmiş gibi bakmamak lâzımdır.
2. Kanaat, Allah ın kendisi için takdir ettiğine râzı olmak ve ele geçenle geçinmektir.
3. Mal kazanma hırsı insanı sınır tanımazlığa götürür.
4. Gönlü tok olmayan ne kadar zengin olursa olsun fakirdir.
5. İlim ve olgunluk peşinde olmak, gerçek zenginlik için çalışmak demektir.
565
Namaz / Kunut Duası - Şafii Mezhebi
21 Şub 2016 15:09

Şafii kunut duası türkçe yazılışı
"Allahümmehdina fiymen hedeyte. Ve âfina fimen âfeyte. Ve tevellena fimen tevelleyte. Ve bariklena fıyma â'tayte. Ve kına şerre ma kadayte. Feinneke takdina vela yukda âleyke. ve innehu la yezillü men valeyte. Vela yeîzzü men âdeyte. Tebarekte Rabbena ve teâleyte. Felekel hamdu âla ma kadayte. Nestağfirüke ve netûbu ileyke. Ve sallallahu âla seyyiddina Muhammedin ve âla alihi ve sahbihi ve sellem."

Şafii Mezhebinde okunan kunut duası Türkçe Anlamı; "Allah'ım, hidayet ettiklerinin yoluna bizi de hidâyet et. Allah'ım, âfiyet ver. Dost edindiklerinle beraber bizi de dost edin. Verdiğin şeyleri bize mübârek eyle. Hükmettiğin şeylerin şerrinden bizi koru. Şüphesiz Sen hüküm verirsin, fakat kimse sana hüküm veremez. Senin sevdiklerin zelil olmaz. Senin düşman oldukların ise aslâ aziz olmaz. Rabbimiz sen mübarek ve yücesin. Allah'ın Rasulü Muhammed'e salat ve selam olsun."


Resimler silinirse burdan indirebilirsiniz : https://yadi.sk/d/QtIw4YP_pEfxP
566
Enes İbni Mâlik radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem  şöyle buyurdu:

"Üç  özellik vardır; bunlar kimde bulunursa o,
imanın tadını alır:
• Allah ve Resûlünü, (bu ikisinden başka)
herkesden fazla sevmek.
• Sevdiğini Allah için sevmek.
• Allah kendisini küfür bataklığından
kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek."

(Buhârî, ÃŽmân 9, 14, İkrah 1, Edeb 42; Müslim, ÃŽmân 67)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. İmanın tadını çıkarabilmek için Allah ve Resûlünü herşeyden fazla sevmek, sevdiklerini Allah için sevmek, imandan sonra küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi kötü görmek ve böylesi bir bilinç içinde olmak gerekmektedir.

2. Bir kimseyi Allah için sevmek demek, sevdiğine karşı iyilikle artmayan kötülükle eksilmeyen bir sevgi duymak demektir.

3. Küfre dönmesi için karşılaştığı baskılara ölüm pahasına da olsa sabreden kimse, böyle davranmayandan daha üstündür.
567
Sohbetler / Tasavvuftaki cezbe hali
31 Ara 2015 16:06
https://youtu.be/tr2DTdVogaI

Kur'an'da bu cezbe haline şöyle işaret edilmektedir: "Müminler ancak Allah'ın adı anıldığı zaman yürekleri vecdle titreyen... kimselerdir." (Enfal 2)

Ashab-ı kiram Allah ve Rasûlü'nün adı geçtiğinde heyecanlanır, kalpleri yerlerinden fırlayacakmış gibi atardı. Bu yüzden elleriyle kalplerini bastırmak lüzümunu hissederlerdi. Bugün bizim Resûlullah'ın adı geçtiğinde adet olarak yaptığımız hareketi, onlar zarûreten yaparlardı.

Vecd ile cezbe birbirine yakın anlamlıdır. Vecdde kulun gayretinin de payı vardır. Cezbe ise vecde göre daha güçlü ve tamamen Allah vergisidir. Kitabımız Kur'andaki, "Allah dilediğini kendine çeker." (Şûrâ 13) ayeti ile, "Allah'ın kuluna olan
cezbesi, ins ve cinnin amellerine denktir." hadisi bu cezbe halini anlatır. (Keşfu'l-hafâ, I, 352, hadis: 1069)

Hakk'ın kulu çekmesi cezbe, bu cezbe ile kulun Allah'a yönelmesi aşktır. Mutasavvıflara göre, Hz. Peygamber aleyhisselamı öldürmeye giderken eniştesinin evinde duyduğu Kur'an sesiyle imana gelen Hz. Ömer'in haliyle; avlandığı bir sırada üç defa peşpeşe hâtiften duyduğu: "Sen bunun için yaratılmadın" sesiyle sultanlığı bırakan İbrahim b. Edhem'in tevbesi, cezbeye örnek sayılmıştır.

Facebook / Kerem Önder
Twitter / keremonder1
İnstagram / ihramcizade
568
Ebû Amr (veya Ebû Amre) Süfyân İbni Abdullah radıyallahu anh şöyle dedi:

- Yâ Resûlallah! Bana İslâmı öylesine tanıt ki, onu bir daha senden başkasına sormaya ihtiyaç hissetmeyeyim, dedim.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
- "Allah a inandım de, sonra da dosdoğru ol!" buyurdu.

(Müslim, İmân 62)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz

1. İslâmiyeti pek kısa bir şekilde tevhid ve istikamet olarak tarif etmek mümkündür.
2. Peygamber Efendimiz kendisine arzedilen isteklere cevap verirdi.
3. İstikamet, imanın kemâlini gösteren bir derecedir.
4. Sahâbe-i kirâm İslâm ı öğrenmeye ve yaşamaya pek istekli idiler.
5. Ne istediğini açıkca söylemek, istenilen cevabı almanın ön şartıdır.
6. İstikamet, dünya ve âhirette mutluluk demektir.
569
Ebû Ya lâ Şeddâd İbni Evs radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır.
Âciz kişi de, nefsini duygularına tâbi kılan ve
Allah tan dileklerde bulunup duran (bunu yeterli gören) dır"

(Tirmizî, Kıyâmet 25)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz

1. İslâmiyeti pek kısa bir şekilde tevhid ve istikamet olarak tarif etmek mümkündür.
2. Peygamber Efendimiz kendisine arzedilen isteklere cevap verirdi.
3. İstikamet, imanın kemâlini gösteren bir derecedir.
4. Sahâbe-i kirâm İslâm ı öğrenmeye ve yaşamaya pek istekli idiler.
5. Ne istediğini açıkca söylemek, istenilen cevabı almanın ön şartıdır.
6. İstikamet, dünya ve âhirette mutluluk demektir.
570
Ebû Hüreyre radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Yararlı işler görmekte acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplayacaktır.
O zamanda insan, mü min olarak sabahlar, kâfir olarak geceler; mü min olarak geceler, kâfir olarak sabahlar.
Dinini küçük bir dünyalığa satar."

(Müslim, ÃŽmân 186)


 
Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Dine, imana sıkı sarılmak gerekir.
2. Durum kötüleşmeden, müslümanlar güzel işler yapmakta birbirleriyle yarışmalıdır.
3. Âhir zamanda fitneler, gece karanlıkları gibi birbiri ardınca gelip duracaktır. Gelen gün, geçeni aratacaktır.
4. Dîni, dünyevî herhangi bir değere değişmek, bu işin en çirkin ve kötü sonucudur.
5. Kötüler ve kötülükler, ancak iyiler ve iyilikleri çoğaltmak ve desteklemek suretiyle önlenebilir.
MENU ×