Güzel ahlak hataları eritir. Suyun buzu erittiği gibi. Fena ahlak ta ameli bozar. Sirkenin balı bozduğu gibi

Ümmet Çerçevesi

Başlatan gecitli, 24 Oca 2019 20:57

« önceki - sonraki »
avatar_gecitli
*****

  1. 8

  2. 6

  3. 7
24 Oca 2019 20:57 Son düzenlenme: 24 Oca 2019 21:02 gecitli
Cenâb-ı Hak buyuruyor:

"(İnsanları Kurʼân ile) Allâhʼa çağıran, amel-i sâlih işleyen ve «Ben müslümanlardanım.» diyenden kimin sözü daha güzeldir?" (Fussilet, 33)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

"...Peygamberler, ümmetlerine Allâhʼın şâhididir. Fakat benim ümmetim de diğer ümmetlere Allâhʼın şâhididir." (Bkz. Ali el-Müttakî, Kenzü'l-Ummâl, XII, 171-172/34530)

Ümmet, İslam toplumunun genel adıdır. Ümmetin, etrafında dokunduğu merkez insan, Allah Rasûlü Muhammed Mustafa (sav)'dir. Ümmet anlayışı, İslam'ın temel dünya görüşü çerçevesinde oluşmuştur. İslam, insanı muhatap alır. Rengi, dili, kavmi ve coğrafyasını ayırdetmeksizin sade insanlara hitabeder. Ümmet de bu insanların bütünüdür. Öyleyse, müslüman olduğunu söyleyen ve Peygamber olarak Hz. Muhammed (sav)'i kabul eden herkes, İslam ümmetinin bir üyesi olarak kabul edilir. Rengi, dili, kavmi, vatanı ayrıca değer bildiren bir ölçü olarak görülmez. İnsanın ayırt edici vasfı inancıdır, dünya görüşüdür. İnsanın, insan olarak niteliğini de inancı ve dünya görüşünün oluşturduğu değer yargıları belirler. Dil ve renklerin farklılığı Allah'ın ayetleri olarak zikredilmiş; kabile ve milletlerin farklılığı ise tanışabilme vesilesi olarak kabul edilmiştir Kur'an'da. İnsanın kalite ölçüşü ise, iyiliklerin tümünü ifade eden "takva" dır. İslam bu noktada son derece net ve tutarlıdır. Kavmin, dilin, rengin ve vatanın üstünlük ölçüsü olması bir sapmadır. İnsanın, kendisinin seçemediği özellikleri dünya görüşü haline getirmesi nasıl makul değilse, bununla yargılanması da haklı değildir. İslam'da temel belirleyici inançtır ve bu inanç bağlılarının oluşturduğu topluluğa ümmet denir. Öyleyse, İslam'ın görüşüne göre toplumların farklılaşmasında aslî kriter ümmet kriteridir.

Meseleye, ahiret planında baktığımızda da İslam'ın en sağlıklı bakışı getirdiği görülür. Gerçekte ahirette kişi, kavmi, dili ve rengi ile değil davranışlarını belirleyen inancı, yani seçtiği ümmet ile yargılanacaktır. Yargılama alanına (mahşer) tabi olduğu peygamber ile birlikte gelecektir. Bunu, bu kadar açık bilmekte ve belirtmekte yarar görüyoruz. Çünkü "ümmet" kelimesinin tabu haline getirildiği, ahiretin bütünüyle devre dışı bırakıldığı, dünyevi liderlerin peygamber makamına çıkarıldığı hatta ilahlık özellikleriyle donatıldığı, kavim, dil, renk gibi, insanın kendi dışında oluşan farklılıkların din haline getirildiği bir dünyayı paylaşıyoruz. Müslüman da zaman zaman bu akımlardan etkileniyor. Öyleyse İslam'ın ümmet anlayışı açık ve net ortaya konmalı, diye düşünüyoruz.

İslam'ın ümmet görüşü Rasûlullah'ın hayatında, bütün çağların müminlerine örnek olacak ölçüde hayata yansıtılmıştır. Dili, rengi, kavmi farklı, değişik coğrafyalardan Medine'ye ulaşan insanlar, Rasûlullah, çevresinde örnek bir "ümmet" tablosu sergilemişlerdir. Değişik çağlarda, İslam toplumları da, bu ümmet tablosuna benzeyebilme gayreti içerisinde bulunmuşlardır.

Her Cuma Bir Esma-ül Hüsna (Allah'ın En Güzel İsimleri)

el-Halîm: Cezalandırma imkânına ve gücüne sahipken suçluların cezasını hemen vermeyen, gazâbın kendisine gâlip gelmediği, sapıkların düşüncesizliklerinin, âsilerin isyanlarının kendisini öfkelendirmediği, teennî ve afv sahibi, kullarının suçunu anlamasına ve tövbe etmesine imkan tanıyan, acelecilikle ve kızgınlıkla davranmayan ve ceza vermekte de acele etmeyen, çok yumuşak davranan demektir.


Kısa Günün Kârı

Cenâb-ı Hak cümlemize, iyiliği emredip kötülükten nehyeden "hayırlı bir ümmet" olabilmeyi lûtf u keremiyle ihsân eylesin. Âmîn!..

Lügatçe

nehyetmek: Yasaklamak.

MENU ×